Dağılım Katsayısı
Bir molekülü hem yağ hem su bulunan bir kavanoza bırakın; taraf seçmez. Kendini ikisi arasında paylaştırır ve bir orana yerleşir. O oran dağılım katsayısıdır ve genellikle logaritmik ölçekte verilir: pozitif bir sayı maddenin yağı, negatif bir sayı suyu tercih ettiği anlamına gelir.
Bu tercih iki kez önemlidir. Şişenin içinde, bir bileşenin emülsiyonun hangi fazında gerçekten durduğunu belirler; bu da kutunun ön yüzünün ima ettiği faz olmayabilir. Ciltte ise molekülün üründen ayrılıp ayrılmayacağını belirler, çünkü en dış katmandan geçen yol lipit bir yoldur: ölü yüzey hücreleri arasına sıvanmış harç. Suyu bırakıp yağa geçmeye yanaşmayan bir madde oraya zor girer.
Ama çoğu iyi değildir. O harca keyifle yerleşecek kadar yağ seven bir molekülün, altındaki sulu katmanlara ilerlemek için bir sebebi kalmaz. Birikir ve durur. Yol alanlar, sadakati bölünmüş olanlardır.
Formülatörün çektiği kol da budur ve sezgiye ters çalışır. Çözücüyü, aktif kusursuz çözünene dek iyileştirmek, taşıyıcıyı terk eden miktarı azaltabilir: molekül artık bulunduğu yerde gayet rahattır. “İçinde X var” ile “X cilde giriyor” cümlelerinin neden iki ayrı cümle olduğunun kısa yanıtı budur.