Kromofor
Beyaz ışık görünür dalga boylarının hepsini taşır. Kromofor taşıyan bir molekül bunların bir kısmını soğurur, kalanını göze geri bırakır; gördüğünüz renk işte o kalandır. Klorofil kırmızıları alır, yeşili bırakır. Melanin görünür aralığın tamamında soğurur ve dalga boyu kısaldıkça giderek daha çok soğurur; bu yüzden geri dönen ışık kahverengi okunur.
Cildin yüzeyinde önem taşıyan kromofor sayısı azdır. Başlıcası epidermisteki melanindir. İkincisi dermisin damarlarındaki hemoglobindir ve iki hâlde bulunur — oksijeni taşırken ve onu bırakmışken — ki bunlar farklı soğurur, farklı renk okunur. Besinden gelen karotenoitler, aramadıkça fark edilmeyen sarı bir not ekler.
Derinlik, molekülün kimliği kadar belirleyicidir. Derindeki bir soğurucuya varan ışık hem girişte hem çıkışta saçılmıştır; bu yüzden derin pigment ve dermis damarları dağınık görünür ve maviye çalar, epidermisin üstünde duran pigment ise keskin kenarlı ve kahverengidir.
Kırmızı bir lekeyle kahverengi bir lekenin neden aynı şeyin iki hâli değil, iki ayrı mesele olduğunun sade sebebi budur. Farklı derinlikte farklı moleküller; birine etki etmek diğerine etmek değildir. Dalga boyu seçen cihazların ilkesi de budur: dalga boyu, belirli bir kromofor onu soğurduğu için seçilir. Sizdekinin hangisi olduğu ise etiketin değil, hekimin sorusudur.